26 Ekim 2016 Çarşamba

THY'den yolculara 'Polnet' uyardı

THY, POLNET sistemindeki arıza nedeniyle Atatürk Havalimanı'nda meydana gelen aksamalara ilişkin açıklama yaptı.

POLNET bilgi sisteminde meydana gelen arıza nedeniyle Türkiye genelinde sınır kapılarında olduğu gibi Atatürk Havalimanı'nda da giriş ve çıkış işlemlerinde aksamalar meydana geldi.
THY'nin resmi internet sitesinden yolcularını uyaran bir açıklama yaptı. Konuyla ilgili yapılan açıklamada şöyle denildi:
Türkiye genelinde yaşanan "Pasaport Sistemi Arızası " sebebiyle uçuşlarınızda herhangi bir mağduriyet yaşamamanız için alana varışlarınızı normalden daha erken planlamanızı tavsiye ederiz. Güncel uçuş bilgilerini mobil uygulamalarımızdan veya web sitemizden takip edebilirsiniz.

Güldür Güldür Show'da sürpriz gelişme

Erdem Yener, yeni sezonda ‘Güldür Güldür Show’ kadrosunda yer almayacağını duyurdu.

'Güldür Güldür Show'un sevilen oyuncusu Erdem Yener, yeni sezonda kadroda yer almayacağını açıkladı.
Instagram’dan açıklama yapan oyuncu, “Çok güldürdük ve güldük. Her güzel şeyin bir sonu var” notunu düştü.
Oyuncu, albümüne zaman ayırmak için ekipten ayrıldığını açıkladı. 

Belge odasından çıktı!

Eski ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ali Demir, savcıdan saklamak için evrak imha etmekle suçlanıyor.

Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın hazırladığı iddianamede sanıklar arasında yer alan eski ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ali Demir, savcıdan saklamak için kasıtlı bir şekilde evrak imha etmekle suçlanıyor.
İddianameye göre Kayseri'de ‘cemaat abisi' olan Ömer Koçak, askeri lise sınavlarına hazırladığı öğrencilerin sınav öncesi soruları aldıklarını öğrenince ÖSYM'ye başvurdu. Netice alamayan Koçak, durumu savcılığa bildirdi. 
Soruşturma başlatan savcılık ÖSYM'den soru kitapçıklarını istedi. ÖSYM kitapçıkların imha edildiğini bildirdi. Kitapçıklar soruşturma sürecinde Ali Demir'in odasından çıktı. Demir “Göndermeyi unutmuşum” diye kendini savundu.
"NEREYE GİDERSEN GİT"
İddianamedeki ifadelere göre;
Erciyes Üniversitesi'ndeki ÖSYM bürosuna giden Koçak, durumu yetkililere anlattı. Buradan Kayseri ÖSYM il başkanlığına yönlendirildi. Burada görüştüğü yöneticiAnkara'daki ÖSYM Başkanlığı'ndan  randevu aldı. 
Koçak ertesi gün Ankara'ya gitti. ‘Ömer Faruk' adlı ÖSYM Başkan Yardımcısı ile görüştü. Bu şahıs notlar aldı. Sonra da Koçak'a “Sen ne yapacaksın?” diye sordu. Koçak da gerekirse savcılığa suç duyurusunda bulunacağını söyledi. 
Başkan Yardımcısı “Git nereye şikâyet edersen et” diye cevap verdi. Koçak daha sonra şikâyetçi oldu. Savcılık ÖSYM Başkanlığı'na 3 Mart 2015'te yazı yazdı. 2013 ALS sınavına Kayseri'de girip başarılı olan adaylara ilişkin soru kitapçıklarının delil olması sebebiyle gönderilmesini istedi. 
ÖSYM Başkanlığı ise 12 Mart'ta gönderdiği yazıda cevap kağıdı asıllarının Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü bir soruşturmanın dosyasına gönderildiğini, soru kitapçıklarının imha edildiği için gönderilemediğini bildirdi. 
Kayseri Savcılığı Ankara Başsavcılığı'na yazı yazarak soru kitapçıklarını istedi. Ankara Başsavcılığı da imha edildiğini bildirdi. Savcılık ÖSYM'ye imha işleminin dayanağını sordu. ÖSYM ilgili yönetmeliğe göre sınav kitapçıklarının sonuçların ilanından 6 ay; cevap kağıtlarının 1 yıl sonra imha edilmesi gerektiği cevabını verdi. 
Savcılık imha işlemlerinin 11 Kasım 2014 ve 4 Şubat 2015 arasında, Ankara ve Kayseri Savcılıkları'nın 2 Aralık 2014 ve 27 Şubat 2014 tarihli taleplerine rağmen usülsüz yapıldığını belirledi.
"UNUTMUŞ OLABİLİRİM"
Soruşturma sürecinde ÖSYM Başkanı Demir'in odasında 19 Kasım 2015'te arama yapıldı. 
Burada soru kitapçıkları bulundu. Demir'e sorgusunda bu kitapçılar soruldu. Demir, soruşturmaya konu kitapçıklar olduğunu kabul ederek “Kayseri'de sınava girenlerle ilgili çalışma yapmışım, yanlış cevapta birleşen adaylara ilişkin çalışma yaptığımı gösterir. Belgedeki yazı ve paraflar bana aittir. İtiraz değerlendirme forumlarına bakıp bakmadığımı hatırlamıyorum. Kitapçıkları iade etmeyi unutmuş olabilirim. Unutmuş olduğum için Savcılık tarafından istenilmesine rağmen gönderemedim. Bu kitapçıkları orada unutmamdan kaynaklı bir durumdur” dedi. 
Demir hakkında “ÖSYM Kanun'una Muhalefet” ve “Silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçlarından dava açıldı. 

En iyi canını yaktıkların bildiği örgüt

15 Temmuz Darbeyi Araştırma Komisyonu eski Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Emin Arslan'ı dinledi. Arslan komisyonda önemli açıklamalarda bulundu. 

Darbeyi Araştırma Komisyonu eski Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Emin Arslan'ı dinledi. Arslan, Ahmet Şık'ın tutuklandığında söylediği "bu yapıya dokunan yanar" cümlesini bu örgütü en çok gadrine uğrayanların bildiğini söyledi.
1991 Kur'a Yolsuzluğu ile belli oranda deşifre olan örgütün, devlet içinde kadrolaşmasını sadece emniyette yapıyor algısını oluşturmak istediğini söyleyen Arslan, ''Bu sayede yargı, TSK gibi sızmaların üzerini örttüler.'' dedi.
İşte FETÖ'nün kumpaslarıyla hayatı kararan, meslekten el çektirilen Aslan'ın ifadesinden bazı başlıklar;
2015'den beri çeşitli üniversitelerde bu örgütün tehlikesine dikkat çeken konuşmalar yapıyorum ama 15 Yemmuz'a kadar söylediklerimin mahiyeti çokta anlaşılmadı.
Ahmet Şık'ın tutuklandığında söylediği "bu yapıya dokunan yanar" dediği gibi bu örgütü en çok gadrine uğrayanlar biliyordu.
İzzet Sezgin Şener 1991 yılında KUR'A YOLSUZLUĞUnu tespit eden ve bu örgütün varlığına dikkat çekmiştir. Kur'a Yolsuzluğunu ortaya çıkardıktan sonra Emniyet Müfettişi İzzet Sezgin Şener öyle zulümlere uğradı ki 2099'da ölümüne kadar sayısız zulme ve itibar suikastlarına uğradı.
YARGI VE TSK'YA SIZMALARIN ÜZERİNİ ÖRTTÜLER
1991 Kur'a Yolsuzluğu ile belli oranda deşifre olan örgüt daha sonra devlet içinde kadrolaşmasını sanki sadece Emniyette yapıyor algısını beslediler ve Yargı, TSK gibi sızmalarını örttüler.
İZ BIRAKMAYAN BİR YÖNTEMİ VAR
Şimdi edindiğimiz bilgilerle biliyoruz ki bu örgüt her siyasi ideoloji ve siyasi partiyi kullanarak, her şekle giren buralardan sızarak, iz bırakmayan bir yöntemi var. Bu örgüt özellikle Turgut Özal döneminde kadrolaşmaya başladı. 1986 yılında emniyet personel alımında ÖZEL SINIF uygulaması başladı.
Bu uygulama ile akademi dışından gelenlerde 8 aylık bir eğitimin ardından amir statüsünde emniyete girdi. Bu ÖZEL SINIFLARDAN gelenlerin %90'ı bu örgüt mensuplarıdır. Her kurumda olduğu gibi emniyette de personel ve atama dairelerinde kadrolaşmaya burLarı ele geçirmek ilk hedefleri oldu.
DİNLENDİĞİMİ ÖĞRENDİM
Sadece benim yaşadıklarım bile sorduğum hukukçularca bu örgütün varlığını ispata yeter. Beni 2008'de İBDA-C, 2009'da Hizbullah, 2009 sonunda ise uyuşturucu kaçakçılığından ve son olarakta Zekeriya Öz talimatı ile ODATV ve ERGENEKON'dan dinlendiğimi öğrendim. Mahkeme kayıtlarından bildiğim hem cep telefonum Imail üzerinden ve makam telefonum dinlenmiş.
Ben hala biçok siyasetçi, gazeteci ve bürokratın dinleme layıtları, kasetler ve şantajla istedikleri doğrultuda yönlendirildiğini düşünüyorum. Bazı ipuçları görüyorum.
FETÖ şantaj deposunda kalanlarla kara propaganda yaptırmaya devam ediyor. 17 ve 25 Aralık Oğerasyonunun sistemi ele geçirmeye yönelik bir hareket olduğu apaçık bellidir. Üzerinden kalkıştıkları yolsuzlukların doğru veya yanlışlığı başka bir konudur.
Eğer 15 Temmuz başarılı olsaydı darbenin Başbakanı, Bakanları, Yüksek Bürokratları kim olacaktı? Üzerine gidilmeyen konulardır. Hatta 17 ve 25 Aralık sonrası bile üzerinde hiç durulmadı.
KENDİNİZİ TANKLARIN KARŞISINDA DARBE KARŞITI GÖSTERİN
FETÖ Başının bir grup mensubuna yaptığı tavsiyeler bu işin ne kadar ciddi alınmasının mahiyetini göstetir, "Anında darbeyi lanetleyin, montaj felan fotolarla kendinizi tankların karşısında darbe karşıtı gösterin" diyor.
Bugün Cumhurbaşkanını gölgede bırakacak şekilde güya FETÖ ile mücadele içinde görünenlerin bir kısmının bu yapıya dahil olup, perdelene yaptığını düşünüyorum.
FETÖ'nün muhakkak bir siyasi ayağı var ama darbe başarılı olmadığı için deşifre olamadılar.
Bu yapının 1975'ten itibaren Emniyet Teşkilatına girişleri var. Lakin bunlar bireysel cabaları ile teşkilata giriyorlar ve sonrasında sayılılarını birbirlerini çekerek arttırıyorlar.